Home , Degerlerimiz , CUMA LARI SAVUNMAK MI YA DA MİRAS YEDİCİLİK VE MUHASEBE KAÇIRMAK MI?..

CUMA LARI SAVUNMAK MI YA DA MİRAS YEDİCİLİK VE MUHASEBE KAÇIRMAK MI?..

Cuma Cihan
Cuma Cihan
Sekter kendi varlık nedenini ve neyi onur sorunu yapacağını sınıf mücadleleriyle ortak olarak sahip olduğu şeyde degil,ama kendisini hareketten ayırdeden özel parolada görür(Marx)
Kimileri tarih yapar,kimileri o tarihi okumakla yetinir,kimileride o tarihi çarpıtır,küfreder,küçümser.
Ama kimileride o tarihe sırtını yaslayıp o tarihle övünüp şişinir,kendi asalaklığını,uyuşuk opotünizmini kahramanlık menkibeleriyle gizleyerek muhasebe kaçırmak yoluna gider.
Oysaki nasılki tarihçinin görevi tarihi olduğu gibi açıklamak ve aktarmaksa,devrimcinin görevide o tarihsel gerçegi olduğu gibi kavramak,bilince çıkarmak ve layıkı ile sahiplenmektir.
Başka türlüsü opotünizm ve revizyonizmdir,inkarcılıktır ki tarihi en fazla önemseyip sahiplendiklerini ileri sürenler aslında ve gerçekte tarih inkarcılarıdırlar.
Türkiye solunun hemen bir çok kesiminin kendi varlık nedenlerini ”sınıf mücadleleriyle ortak olarak sahip oldukları şeylerde degil” tam tersine tarihsel kahramanlıklarla ve kahramanlara atfettikleri onurla açıklama yoluna gitmesi tesadüfü bir şey olmasa gerek.
Aslında bu kesimler kahramanların kendi bireysel inanç ve onurları ve yine eylemleriyle katkıda bulundukları tarihi sıkı sıkıya sahiplenme adı altında tarihsel ve siyasal olayları çarpıtmak ve bu çarpıtma üzerinden  inkarcılıktan başkaca bir şey yapmıyorlardır.
Aksi bir durum söz konusu olmuş olsaydı söz konusu o kahramanların söz ve eylemleri,başka bir söylemle teori ve pratikleri layıkıyla sahiplenilip bir üst boyuta taşınarak davam ettirilirdi.
Bunun en güzel örnegi THKO ve mücadelesini sürdürme konusunda birbirleriyle yarışan TDY gruplarının mirasyediciligidir,inkarcılığıdır.
Bu grupların ortak ve degişmez özellikleri THKO ve mücadlesine sıkı sıkıya(aslında körü körüne)bağlı olma iddialarıdır ki bu iddialar aslında THKO ve mücadlesinin inkarından başka bir şey degildir.
Çünkü THKO ve gelenegini sahiplenmek,onun mücadelesini sürdürüp ileriye taşımak demektir ki bu da ancak THKO yu aşan bir örgütlülügün yaratılmasıyla mümkündü.
Yani ideolojik ve siyasal çizgisiyle kendini ortaya koyan merkezi bir örgütlenme.
Ama ne yazıkki TDY ciler geçmişe kör bir inançla bağlı olmayı THKO ve mücadelesini sahiplenmek olarak algıladılar ve her grup hatta neredeyse her birey kendisini THKO ile özdeşleştirerek öteki birey yada grupların varlığını yadsıma yoluna gittiler.
Bu nedenledirki TDY cilerin mücadelesi yerel bir mücadele olarak kaldı.
Daha çok yöresel yakınlık ve arkadaşlıklara dayanan TDY grupları daha başından teoriyi reddeden yada Hüseyin İnanın yazmış olduğu Türkiye Devriminin Yolu bröşüründeki siyasal tespitlerle yetinen bir tutum içine girerek gerek grupsal bazda ve gerekse gruplar arası ideolojik birlik ve iç tutarlılıktan yoksun kaldılar.Öyleki THKO ve gelenegini devam ettirme amacıyla bir araya gelmiş ve grup olarak hareket eden yerel arkadaş çevresinin bile ideolojik birligi yoktu.
Kuşkusuz ideolojik birligi olmayanın örgütsel birligide olamazdı.
Yada ”doğru bir ideolojik çizgisi olanın partisi yoksa partisi,ordusu yoksa ordusu olurdu”.
Örgüt ideolojik bir çizgi üzerinde kurulabilirdi ancak,ideolojik donanımı olmayanlar ideolojik bir çizgi oluşturamazlardı,haliyle öerkezi bir örgütlülükte yaratamazardı.
TDY cilerin ideolojik donanımı ortalama devrimci bir militanın sahip olduğu teorik donanımdan bile geriydi dersem yalan olmaz.Onlar daha çok bilincin yerine tüfegi ikame etme yoluna gittiler ve varlıkları boyunca omuzu tüfekliler olarak kaldılar.
Sonuçta tüfegin mücadelede önemini yitirdigi günümüz koşullarında varlıkları sona ermiş oldu.
CUMA CİHAN I SAHİPLENMEK.
Hiç kuşku yokki Cuma teorik donanımı olan bir arkadaş degildi ve zaten TDY ciler içinde teorik donanıma sahip olan hemen hiç kimsede yoktu.
Ama onun devrime olan inancı,cesaret ve cürreti hele hele THKO ve mücadelesine olan bağlılık ve sadakati tartışma götürmeyecek kadar bir gerçeklikti.
Ve zaten Cuma yı Cuma yapan ve öteki TDY cilerden ayıran özelliklerde bunlardı.
Onun bütün samimiyeti,içtenligi birlik ve merkezileşme yönündeki çabaları küçümsenip inkar edilemez.Ama bütün bunlar örgüt kurmaya yada dağılmış örgütsel kadroları bir araya getirip merkezi bir örgütlülük yaratmaya yetmiyordu,yetmedi.
Geçmişte bu yönde atılmış iyiniyetli adımlar her seferinde TDY cilerin kendi küçük,kibiri büyük tutumları yüzünden hayata geçmedi,geçirilemedi.
Örnegin Cuma ların mücadelesini sahiplenme amacıyla yazılmış ve siteye gönderilmiş yazdıda sözü edilen o iki büyük aynı yöreden ve yakın arkadaş olmalarına rağmen kendilerine bağlı gruplar halinde  mücadele etme yoluna gidiyorlardı.Dahası bu iki büyügün dışında başka büyüklerin etrafında kümelenen TDY cilerin varlığıda söz konusuydu ve bunlar asla bir araya gelmiyor,gelemiyorlardı.
Yazıda söz konusu edilen şimdi hayatta olan öteki büyügün Cuma lara atfen söyledigi ”bu mücadeleyi siz yürütecek ve hedefine ulaştıracaksınız”yönündeki benzer sözlerine rağmen neden Cuma ile hareket etmedigi manidar olsa gerek.
Oysa o büyük”biz bir dönem Cuma ile bir araya geldik ve bir takım şeyleri hayata geçirmeye çalıştık ve beraberligimizin karşılıklı muhasebesini yaparak ayrıdık”dedigi yadsınmaz bir gerçeklik olsa gerek.
Kuşkusuz devrimcilikte ağabeylik yoktur önemli olan mücadele yürüten kadroların samimiyet ve içtenligidir.
Bu nedenle ağabeyleri geçmişe tanık göstermek gerçegi göstermeye degil gizlemeye yarar.
O büyügün Cuma ların hakkını teslim etmesi bu gün için neyi ifade ediyor?..
Aslolan Cuma ların mücadlesini sahiplenmek ve yürütmekse eger o hak teslim etme Cuma ların mücadelesini sahiplenip yürütmeye yetmez.
Tarihe karşı sorumluluk taşımayanlar ancak böylesi söylence yada vasiyetlere sığınarak kendilerine pay çıkarıp kendi konumlarına meşruluk kazandırmaya çalışırlar.
Bu gün Cuma ların mücadelesini sahiplenip sürdürdükleri konusunda övünüp şişinenlere sormak gerek;23 eylül 1981 ile 23 eylül 2010 arası süreçte Cuma ların mücadlesi hangi boyutta sahiplenilip sürdürüldü?..
Cuma lar ın mezarları bile ziyaret edilmediyse,ölüm yıldönümlerinde bir tek dafa dışında ilan verilmediyse,onların mücadele ve anıları üzerine bir tek sayfa yazı yazılmadıysa,onların mücadelesi nasıl sahiplenilip sürdürülmüş olur?..
Böyle bir iddia tamda bu noktada muhasebe kaçırmak yada miras yedicilik degilmidir?..
Mücadele tarihimizde düşmüş en sırdan bir sempatizanın anısı bile sahiplenilirken,Cuma ların anılarının bunca senedir sahipsiz ve bilinmez olarak kalması hangi devrimci tutumla bağdaşır yada açıklanabilir?…
Bu gün en militan devrimci bile Cuma  Cihan diye birini bilmiyorsa ve Cumaların günler süren direnişi hakkında en küçük bir bilgiye dahi sahip degilse Cuma ların mücadelesinin sahiplenilip sürdürüldügünden söz edilebilinirmi?..
Kuşkusuz hayır.
Kimse bizi kandırmaya kalkmasın,Cuma ların mirası üzerine oturup devrim ağalığı yapmasın,bu suçtur,kabahattir ve hatta Cuma ların anıları ve mücadelesine karşı bir ihanettir.
Tarih onları unutup yok sayanları asla ve hiçbir zaman affetmiyecektir.
THKO ve MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMEK
THKO ve mücadelesini sürdürmek öncelikle THKO ve mücadelesini doğru degerlendirip bilince çıkarmakla mümkündür.THKO ve mücadlesine dair parlak ve caf caflı sözlerle methiye düzenlerle THKO ve mücadelesini küçük-burjuva,maceracı,darbeci ve cuntacı,kemalist,düzen solu vb olarak tahlil edenler aslında aynı amacı güdüp aynı dili konuşuyorlardır.
Bu iki kesiminde gerçek amacı THKO ve mücadelesini bir şekilde THKO nun tarihsel koşulları ve sırılarına hapsetmekmekten başka bir şey degildir.Bir kesim THKO ve mücadlesini eleştiri ve özeleştiri adına küçümseyip sahiplenmez ve o mücadeleye teorik ve pratık bir eklemlemede bulunmazken,öteki kesimde THKO ve mücadelesini övmekten başka herhangi bir teorik ve pratik eklemlemede bulunmuyorlardır.
Başka bir söylemle THKO ve mücadlesini layıkıyla sahiplenip sürdürmüyorlardır.
Söz konusu olan inkarcılık ve yok saymadır,THKO ve mücadlesini tarihin tozlu raflarına kaldırmaktır.
Bu her iki kesimin teorik ve ptratik tutumu sekterlik ve kaypaklıklatan başka şey degildir.
Gerçi bir kesim kendi iç tutarlılığına sahiptir ve bu iç tutarlılık geregi THKO nun teorik ve pratik çizgisinin tamamen reddi temelinde de olsa sınıflar mücadlesinde oldukça önemli bir güç haline gelmiş ve bu gücünü öyle yada böyle korumaktadır.
TDY ciler içinse böyle bir güç olma söz konusu degildir,TDY ciler THKO ve mücadelesine dair sözde bağlılık,sadakat ve sürdürme söylemlerine rağmen sınıflar mücadlesinde kendilerine sınırlıda olsa yer edinememiş ve bu gün gelinen yerde yok olup gitmişlerdir.Bu gün geldigimiz noktada sınıflar mücadlesinde TDY cilerden söz etmek mişli geçmiş zamanlardan kalan masallar anlatmaya benzer dersem yalan olmaz.
TDY cilerin silah ve silahlı mücadele üzerine kurdukları hayaller tuzla buz olmuştur ve artık yeni bir hayal yaratmak ve o hayale sığınmak TDY ciler açısından imkansız hal almıştır.
TDY ciler artık kenarda köşede kalmış bireyler olarak eski zaman masallarını anlatarak kendilerini avutmaktan başka bir şey yapmıyorlardır.Onların THKO ve mücadelesiyle ilgili eskimeyen umutları aslında içi boş ve kof umutlardır çünkü ve ancak umut savaşılarak eskiyip eksilmez.
THKO cesaret ve cürretin,ileriye doğru atılmış adımın,başkaldırıp savaşmanın adıdır.
THKO uyuşuk oportünizmin,övünüp şişinmenin,pohpohlanmanın adı degildir.

İlginizi çekebilir...

Bir Devrimci Kahraman : Cuma Cihan

Cuma Cihan,Recep Sarıaslan,İbrahim Çakır..

Cuma cihan,recep sarıaslan,ibrahim çakır.. teslim olmak başka şey esir düşmek başka seni sevmek başka şey ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir