DERSİM JENOSİDİNİ DERSİMLİLER YAPTI! -1 Diyax Polat

Evet Dersim Jenosidini Dersimliler yaptı ve bunun başını da Nuri Dersimi çekti. Hikayeyi sonuna kadar okuyun bakın, ağlanacak halimizi görün.
Çocukluğumda şöyle ifadeler dolaşıp duruyordu köyler arasında. ”Ağlêr rehet nefıneti babayo. Ağlêr rehet nefınêti, ocaxi kerdi kor” Yani ”ağalar rahat durmadı ocakları, söndürdüler”.
Bu ifadeye bakılırsa onca kırımın sorumlusu ağalarımız.
Ben Dersim-Plur Yasak Bölge’denim. Yasak Bölge adı üstünde 1938 kırımından sonra 20 yıl yasak bölge ilan edilmiş. Bölge 25-30 kadar köy ve mezradan oluşuyor ve Demenan bölgesi ıle birlikte kırımı en ağır biçimde yaşıyor. Dedem gil altı kardeşler, toplam 40 nüfusları var. Kırımdan 5 kişi kurtulabiliyor. Bir de kayıp kızımız vardı, 1992 de ölünce kayıtlarda ortaya çıktı. Değerli Yazarımız Kazım Gündoğan onun hikayesini de yazmış. Bu baba tarafı. Anne tarafındaki kırım da aynı öçüde ağır. Orda da bir kayıp kızımız var.
Şimdi.. Çocukluğumda dedem de nenem de sağdı. Neredeyse her akşam gözyaşları ve iniltiler arasında bu mezalimi anlatıyorlardı.
Ben büyüyüp siyasetle ilgili bir genç haline gelince nenemin ve dedemin ağzından ağaların suçlandığına dair, ağaların katliama sebebiyet verdiklerine dair bir ifade duymadığımı farkettim.
Ağalar da silahlarını teslim ediyor, burunlarının diplerine kadar gelen karakollara onay veriyor. Operasyon başlayınca onlar da kaçıp ormanlara dağlara saklanıyor. Canlarını koruma çabası dışında bir karşı koyuşları da olmuyor.
Peki buna rağmen bu köyler arasında dolaşan ”ağalar rahat durmadı” propagandası neyin nesiydi?
Bu TC’nin örgütlediği bir propaganda idi. Katliamdan hasbel kader kurtulmuş çocuklar sürgünde iyi Türkçe öğrenmiş, bazıları okula gitme imkanı da bulmuştu. Bunlar 1950’lerin ortalarında Dersim’e döndüklerinde TC -özellille de etkili ailelerden olanların- yakalarına yapışıyor, ”bizle çalışacaksın” diye. Elbette her yakasına yapışılanın Tc ile çalıştığını iddia etmiyorum, fakat bu insanların itiraz edecek güçte olmadıkları apaçıktı. Dolayısı ile TC bir biçimde bu insanlarla ilişkiyi canlı tutuyor.
Öte yandan kasabalarda TC’nin kültürel hegomonyası hakimdi. Yerli memurlardan ve esnaflardan oluşan sömürgeci Türk kültürüne angaje koloniler de oluşmuştu. TC bizzat bu koloniler üzerinden, bizzat yerli halkın ağzından anadilimiz Kürtçe’yi aşağılatma, yörenin inanç (Alevi) değerlerini alaya alma ve kültürel değerlerini çarpıtma gücünü kazanmıştı.
Çocukluğumda Türkçe bilmeyen büyüklerimiz çok aşağılanıyordu. Büyüyen çocuklardan Türkçe öğrenenler ise çok övülüyordu. Pirler, rayberler, ziyaretlerimiz alaya alınıyordu. Munzur haca gitmiş, Buyerê ”buyur, buyur” demiş, Düzgün Türk milleti için top atıyormuş.
”Horasan’dan gelmiş, özbe öz Türküz” söylemi gırla gidiyordu.
TC asimilasyonda daha o zamanlarda bir hayli mesafe almıştı. Artık yeni doğan Kürt çocuklarını rahatlıkla Türk olarak yetiştirebilecekti. Fakat bu çocuklar, benim gibi ailelerinde onlarca maktülü olan çocuklardı. Bunlar katilin TC olduğunu biliyorlardı. Katil an be an karşılarında idi. Bunun bir miktar perdelenmesi gerekiyordu.
Bu nası olacaktı? Şöyle: ”Ya aslında devlet katliam yapmayacaktı, hatta çok iyi niyetliydi, fakat ağalar rahat durmayınca, kazayla birşeyler oldu”. ”Ağalar sebep oldu” . E dolayısıyla katliamın sorumlusu da yine Dersimlilerdir.
Bu kolonyal klikler önce yüce Kaypakkaya’nın ve arkadaşlarının bölgedeki faaliyetleri ile darbelendi. TC söylem gücünü kaybetti. Ardından Kürt ulusal örgütlerinin öze dönüş hareketi başladı. Geçmiş direnişler ve önderleri sahiplenildi. Dilimiz, kültürümüz yüceltildi. Alevilik aidiyet düzlemine çıkarıldı.
Fakat TC arkaya geçmede usta bir güreşçi. Kaypakkaya ardıllarının ve silahlı Kürt hareketinin -yer yer de vahim- hatalarından faydalanarak bu kez sahte kimliklerle ortaya çıktı. Türkçülük ”zaza” ”dersim” gibi sahte etnik kimlikler kullanmaya başladı. O arada Kürt gibi riskli bir kimliği taşımaktan imtina eden veya sahte kimlikler dolayımı ile Türk kimlik imtiyazını yaşamaya hevesli bazı Dersimliler de bu akıma kapılmış görünüyorlar. Tıpkı Kaypakkaya öncesinde ”öz be öz Türklüğe” kapılmış köylülerimiz gibi.
İlginçtir bu sahte kimlikli akımlar işe Nuri Dersimi’ye saldırmakla başladılar.
Nuri Dersmi’ye saldırı biz Dersim Kürtlerine yabancı değildi. Çocukluğumda büyüklerimiz Nuri Dersimi’den (Collig’tan) övgüyle bahsederlerdi. Birdenbire Collig’in bir mektubu çıkıp geldi bizim bölgeye. Sanıyorum muhtarlığımıza hitaben yazılmıştı. Bir kayıp kızını soruyormuş Collig. Bir korku havası yayıldı bölgeye. Aile içinde bile ismi fısıltı ile telafuz ediliyordu. Adeta Collıg gelmiş de tekrar faaliyete başlamış gibi bir hava esti bölgede. Bu mektup sanıyorum Collıg ismini bölgemizde güncellemiş oldu.
Sonra çok iyi hatırlıyorum CHP iktidarı dönemiydi ve CHP köylülerden de aktivistler devşirmişti. Bunlar ansızın bir propaganda patlattılar: ” Ya, Collig’in aslen Ermeni olduğu ortaya çıkmış. Meğer Ermenilerin intikamını almak için 38’de buralara gelmiş. Buraları karıştırıp bizi kırdırıp intikamını almış”.
O yıllarda Collig sanıyorum ölmüştü. Fakat kitapları Türkiye’ye ve Kürdistan’a ulaşmıştı. Kitaplarındaki Kürtlük vurgusu bir öze dönüş çağrısıydı. Bu çağrıyı etkisizleştirmek için TC Nuri Dersimi’yi ötekileştirmek yoluna gitmişti. TC Nuri Dersimi’yi hemen Ermeni yapıyor fakat bir de onun Dersim jenosidine sebep olduğu yalanını ekliyordu. Bu tabii ”ağalar sebep oldu” yalanından daha savurma bir yalandı.
Çünkü birincisi 38’den kalan yaşlılarımız Collig’in milliyetini de, aşiretini de ailesini de çok iyi biliyorlardı. Nuri Dersimi sadece şahsen değil, aileden de büyük itibara sahipti. Herkes de bilir ki Mılıclar Dersim’de her yerde pirlerimizden ve rayberlerimizden sonra en yüksek itibara sahip ailelerdir.
Dikkatinizi çekmiştir değil mi? Şimdi ”zaza” ”dersim” gibi kod isimlerle piyasaya çıkan Türkçüler de işe  Nuri Dersimi’yi ötekileştirmekle başladılar. Fakat bunların ötekileştirmesi bir yerde daha bayağıca. Halkımız içindeki mezhepsel ve dilsel farklılıkları bir ötekileştirme ve çatışma faktörü haline getirmeye çalışıyorlar. Güya N. Dersimi Sunni imiş, Kurmancmış. Oysa Nuri Dersimi hem Alevi’dir hem de Sunni, hem Ezidi’dir hem de Zerdeşti. Dilsel olarak da hem Kurmanc’dır, hem de Kırmanc. Gerçekte her iki diyalek de N. Dersimi’nin anadilidir. Ailesi de öyledir, Kürdistan’da onbinlerce aile gibi her iki diyalektiği de konuşan bir aile.
TC’nin ötekisini kullanıp ”aslen Ermeni’dir” ”aslı astarı belli değil” diyen bayağılar da var bunların arasında. Oysa N. Dersimi’nin ailesi bölgemizdeki inanç ritüellerinde rol alan bir ailedir. Dersimi’nin annesi Awuçan’lıdır, mürşit ailesindendir. Ta 1960’lara kadar bizdeki ruhban sınıfı (pirler, rayberler, mürşitler) alt tabakalara kız vermezdi. N. Dersimi de bizim aşiretin ağası Ali Ağa’nın kızı ile evlenmiş. O tarihlerde birinin ta Hozat’tan Koçgiri’den kalkıp gelip aşiretimizin bir numaralı ağasının kızını alabilmesi için belli bir asalete sahip olması lazımdı.
İkincisi kod isimli Türkçüler Tc’nin kara propagandasının öteki bölümünü yani ”N. Dersimi’nin Dersim’de aşiretleri devlete karşı kışkırttığı ve böylece sömürgeci devletin saldırısına zemin hazırladığına” dair iftirayı da üstlenmiş bulunuyorlar.
Kod isimli Türkçülerin bu ve benzer karalamalarını teşhir eden yazılarımı 4-5 bölüm halinde ama peş peşe paylaşmaya devam edeceğim.
(Devam edecek)

İlginizi çekebilir...

mustafa suphi

Bir başka açıdan Mustafa Suphi ve Ermeniler

Ferda Balancar   08.12.2020DOSYA Türkiye’de sol fikriyata dair yayıncılığın gelişmesinde önemli çabaları olan araştırmacı-yazar- çevirmen Ahmet …