YANLIŞ BİR DİL VE ANLAYIŞ ÜZERİNDEN DEĞIŞEN VE DÖNÜŞEN BİR KÖY; AĞCAŞAR

Ahmet Altun
Ahmet Altun

Ağcasar; Anadoluda bir köydur. Alevi, Kürt ve solcu özelikler ile kendini tanımlıyan bir köy idi. Belki de bu unsurlar, onun kimliğinde çoğu zaman da önemli oldu. Fakat geldiği yer ve gideceği yer bu nitelikleri barındırmaktan uzaklaşmaktadır. Olumsuz yönde yeni değişimler ve gelişmeler yer almaktadır.

Önce Ağcasar’ın yeni dilinden başlayalım.

Ağcasar’da ortak bir toplanma yeri yapılacakmış. Bunun adıda ‘Ağçasar Köy Konağı’ olacakmış, belkide Ağcasar artık mahalle olduğu için ‘Ağcasar Konağı’ olacaktır.

‘Konak’ kelimesinin anlamı ve çağrışımları her kesin bildiği şeylerdir. Bir anlamı; toprak ağalığının hakim olduğu dönemde ağanın konakladığı yere verilen isimdi, Cafer ağa konağı gibi . Diğer bir anlamı ; osmanlı döneminde paşaların ikamet ettlgi yerdi, Selim paşa konağı gibi. Son ve yeni anlamı ise: yönetenlerin yada devletin ikamet ettiği yerdir, Hükümet konağı gibi. Bu üçündenden, Ağçasar koyu yeterince eziyet çekmiştir. ‘Konak’ ismi ve dili bu üç hale duyulan bir hayranlığın ve yüceltmenin göstergesidir.

Peki ne olabilirdi?

‘Ağcasar Köy Evi’ yada sadece ‘Ağcasar Evi’ olabilirdi ki oldukça insanı bir sıcaklık taşırdı. Diğer bir isim ise; ‘Ağcasar Kültür Merkezi’ olabilrdi. Bu isimde en azından içinde taşıdığı ‘kültür’ öğesi ile o köyde kültür adına bir şeylerin yapılmasını akla getirir ve de teşvik ederdi. Ayrıca kısaltmasıda, yani AKM (Ağcasar Kültür Merkezi), insanlara başka çağrışımmlarda yaptırırdı.

Konak meslesinde sonra şimdide şu anda Ağçasar köyündeki hakim olan zihniyeti gözden geçirelim.

Ağcasar, fiziki olarak evlerin genel olarak bitişik nizam olduğu bir ‘köy’ idi. Bununda Ağcasar’ın kültüründe ve gündelik yaşamında önemli katkıları olan bir unsurdu ve bu bitişik hal Ağçasarıda özel kılıyordu. Zaman zaman bu bitişik nizam büyükler arasında bazı sorunlar oluştursa da, çocuklar için bir ayrıcalık ve onların büyüme sürecinde iyi yanların gelişmesine olanak sağlayan bir fırsattı. Birlikte oynama, sıkı diyalog ve birlikte uzun zaman geçirme fırsat ve iç-içelik. Köyün geneli içinse ortak kamusal alanların gelişmesine ve içiçe olma olanağı sağlıyordu. Bu paylaşmayı ve arkadaşlık duygusunu geliştiren ved esteklyen bir haldi.

Şimdi ise köyde, surlar ile çevrili evler yapılmaktadır. Bu sürlü evler, hangi gerekçe ile yapılırsa yapılsın, bu Ağçasarin kültürüne ve geçmişine bir sırt dönüştür. Ayrıca surlu evleri olan birAğçasar da başka bir Ağçasar olacaktır.

Ağcasar, bir çocuk için keyifli olan şey, komşunun kapısının önünde, camının önünden, evinin yanında ve üstünden geçerek dolaşmaktı. Buda çocukları Ağcasar’da yoğun duygular içinde büyüten ve büyüklerede fırsatlar veren bir özelikti. Çocuklar kısa ani bir oyuna çevirirken, büyüklerde kısa bir anı bir sohbet anına çevirirlerdi.

Şimdi ise Ağcasar’ın geçmişinde ki kalan anılarını surlar örtmektedir. Ayrıca evlerin çevresine yapılan surların tüm anlamsız ve tutarsız gerekçeleri yanında, kendi evini kuşatayım derken, komşusunun evine ulaşmasınıda imkansız kılmıştır.

‘Sur’un tarihsel anlamı ise; kendi dışındakine olumsuz anlamlar yükleyen ve dışardakinin kendisine zarar veren ve onu bir tehlike olarak gören bir zihniyettir. Sur yapan bilmelidir ki, birbirimizin arasına sur çekerken, kendi aramızada sınır çektiğimizi ve birbirimize hakkında hiçde iyi fikirlerimizin olmadığını göstermektir. Bu sur yapımı, günümüzün bir hastalığıdır. Abartılmış özel mülkiyet duygusu, bencilleşme ve bunun sonucunda da yanlızlaşmadır.

Oysa, Alevi bir köy ve onun alevi felsefesi yukardaki bahsettiğimiz bu iki şeye, yani ‘konak’ ve ‘sur’ olgusuna taban-tabana zıt bir anlam ve anlayış içerir. Ve aleviliğin tarihide ‘konak’ ve ‘sur’ün hakimiyetine karşı duruş ve bedel ödemek ile doludur.

Yani, günümüz dünyasınnın bu kadar nefessiz kaldığı ve umutsuz olduğu bir anda, Ağçasar’ın bir nefes ve umut olmasını beklerdik.
Fakat duruma bakılırsa, alevilikten ve kendi geçmişinde taşıdığı değerlerden bi haber bir Ağcasar ile karşı-karşıyayız.

Alın ‘konaklı’ ve ‘surlu’ Ağcasar sizin olsun. Anılardaki Ağcasarda bizim olsun. Yada bir gün birileri kalkıp, ne ‘konağı’ ne ‘suru’ be deyip tümden değiştirip özüne uygun yapacağı Ağcasarda bizim olsun.

Konaksız ve Sursuz bir Ağçasar ile kalın….

İlginizi çekebilir...

FOTO: Yaşar Gündoğan

Türkiye’de mezarlık kültürü ve Alevi mezarları

Geçtiğimiz haftalarda 6-7 Eylül 1955 pogromuna dair bir arşiv çalışmasını yayınladığımız araştırmacı Hüsnü Gürbey, Anadolu’da …