Home , Tarih , Ağcaşar Köyünün Tarihi

Ağcaşar Köyünün Tarihi

Ağcaşar Köyünün Tarihi
Ağcaşar Köyünün Tarihi

Ağcaşar, K.Maraş ilinin Nurhak ilçesine bağlı bir köydür. Köy 98 haneden oluşmaktadır.

Coğrafya

Kahramanmaraş iline 197 km, Nurhak ilçesine 27 km uzaklıktadır. Köy, Nurhak merkezinin kuzeyindeyer almaktadır. Köyün doğu ve güneyinde Nurhak Dağları, Batısında Barış beldesinin Zillihan Mahallesi, kuzeyindeise Barış Beldesi yer almaktadır

İklim
Köyün iklimi, Akdeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
Nüfus
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007 —
2000 341
1997 321
Ekonomi
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık
Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık
seçimleri de yapılmaktadır.
Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:
2009 – Mehmet Şahin
Altyapı bilgileri
Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu
şebekesi vardır, kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi yoktur ancak ptt acentesi vardır.
Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Kantarma Dedelerinin elinde bulunan: h. 1199/m. 1784 veya 1785 tarihli hüccet Belgesinde Ağcaşar Köyü ismi geçmektedir:

Elbistan kazasına tabii Sinemilli( aşiretinden Ali oğlu Bektaş Dede ile gene bu aşiretin köylerinden olan Sovucak’tan (günümüzde Elbistan’a bağlı Soğucak) Abbas oğlu Mehmet arasındaki ihtilafın araya arabulucuların girmesiyle, her iki tarafın da üzerinde anlaştığı bir şekilde çözüleceğine dair Elbistan kadısı naibi huzurunda düzenlenmiş hüccet. Ali oğlu Bektaş Dede, eskiden beri kendi mülkleri olan Gücük mezrasına zorla 20-30 ev yaptırmış olmasından dolayı Abbas oğlu Mehmet’den şikayetçi olur ve bu evlerin yıktırılması talebinde bulunur. Daha sonra, Ağçaşar’dan (günümüzde halen Elbistan’a bağlı köy) gelen yedi ailenin evlerinin bir sonraki yıl yıkılmasına karar verilerek iki taraf arasında anlaşma sağlanır. Bu hüccet varılan bu anlaşmanın bir vesikası olarak, davacı tarafın talebi üzerine düzenlenmiştir.

AĞÇAŞAR KÖYÜN YERİ VE TARİHİ HAKKIN DA NOTLAR…

Yazan:  ALİ KAYA Elbistan

Ağcaşar Kahramanmaraş’ın Nurhak İlçesinin bir köyüdür. İlçenin kuzey yönünde ve ilçeye 27 km uzaklıktadır. Elbistan İlçesinin güney yönünde ve 30 km. mesafededir. Kahramanmaraş İlmerkezine 200 km mesafede olup konumu ve yeri Nurhak Dağının kuzey yönü eteğindedir. Nurhakdağının zirvesine yaklaşık 20 km uzaklıktadır. Köyün yerleşim yerinin rakım irtifası yaklaşık 1400Rakım civarındadır. Ağcaşar köyünün bugünkü yerleşim yeri 2 yerleşim yerinden ibarettir. Köyün asıl yerleşim yeri bugünkü yeridir. Mezrası ise Küllü’ dür. Köyün yerleşim yrei şekli ve konumu 10 Km. uzunluğunda 1.500-2000 mt. enindedir.  Nurhak dağının eteğinde küçük bir vadi içindedir. Vadi içinde 12,000. dönüm kıraç tarıma elverişli arazisi mevcuttur. Köyün yaklaşık 70 bin hektar mera alanı bulunmaktadır. İklimi orta Anadolu karasal iklimidir. Mera ve dağlar ormansızdır. Küçük otsu bitki örtüsü oldukça zengindir. Bu dağlardaki küçük otsu bitkiler şifalı olup, birçok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir. Dağlar çoğunlukla kayalık olup, zemin kireç taşı, alçı taşı ve su tutamayan taşlı zemin olduğundan bol su kaynağı yoktur.

Köyün batı cephesinde ipek yolunun bir uzantısı bulunmaktadır. Bu yol Güneyden Mekke, Medine, Şamve Halep’ ten  başlayarak kuzey yönüne doğru orta Anadolu’da Kayseri Yabunlu Pazarından OrtaKaradeniz Limanlarına kadar uzanmaktadır. Dönemin önemli savaş orduların bu yolu kullandıkları tarihi verilerde vardır. Bu güzergâhtan dolayı Ağcaşar mezrası bir geçiş noktasıdır.  Geçmişte önemli bir güzergâh üzerinde bulunan Ağcaşar mezrası gerek ordular gerekse isyancılar sebebi ile büyük zararlara uğramıştır. Ayrıca bugünkü Derbent deresi olarak bilinen mevkii tarihi kayıtlarda Akca Derbent adıyla belirtilmiştir. Bu tarihi ifade buranın önemli bir geçit noktası olduğunu kanıtlamaktadır.

Bilge UMAR ve Sevim YÜCEL

AKCA DERBENT: 1277 yılında Anadolu egemenliği için Moğollarla ve Mısır Memluk Orduları. arasında Elbistan yakınlarında yapılan savaşın yeri AKCA DERBENT dır. Öncü Memluk ordusu 15 Nisan 1277 Salı günü öğleyin Akca Derbent denen geçide girmiştir. O sırada Moğol ve (Moğol bağımlısı) Selçuk birliklerinden oluşan ordu, CEYHAN ırmağı dolaylarından gelmekteydi gözcülerin çıktığı dağda Elbistan ovasındaki Moğol ordusunu görebilmekte idiler. Memluk Ordusu, Moğol ordusunu Akca Derbent mevki’ ne çekerek mağlup eder. Savaş Akca Derbent’le Elbistan ovasının arasında son bulur. Akca Derbendin Doğu, Kuzey tarafında, bir Akca ŞEHİR olduğunu (bu günkü Ağcaşar köyüolduğunu) beyan etmektedir. Akca derbent ise bu var olan derbent deresidir. Memluk Presi Baybars’ ın savaş sonrası Şam Kayseri seyahatnamesinde notlar.

Kaynak: Bilge UMAR: Türkiye’ deki Tarihsel adlar. 2 baskı sayfa 36.”

Selçuklu kayıtlarında Derbendler Yılı Savaşı adla ( 21 Mayıs 1234)

Eyübilerle – Selçuklar arasındaki Bu savaş kayıtlada Elbistan beyaz derbent de olduğu. Yazılmaktadır. A. GÜLLÜ. Elbistan tarihi 2 kitabi

*Selçuklu kayıtlarında da şöyle bir tarif mevcuttur. Moğol orduları ile Memluk ordularının Savaştıkları yer Ablistan Kalfa Çayırı mevkisi yazmaktadır. Bahsedilen yer bu günkü Nurhak ilçesi’nin ZillihanKöyünün sınırların içerisinde olan Kalfa Çayırıdır. Akce Derbent Kalfa çayırın bir kilometre güneyindedir. Kalfa mevkiinde aynı yol üzerinde ünlü Zillihan harabeleri vardır. Zillihan tarihi, çok eski bir handır.Dulkadiroğlu Beyliği zamanında Alaaddin-devle Bey Zillihan ve Ağca Derbent geçidine özel alaka beslemiştir. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde aynı hassasiyetini korumuştur. Osmanlı da bir zaman söz konusu yerin idaresini yol güvenliğini Sipahi Askerleri yapar. Keza söz konusu yerde 2004 yılında Dostum arkadaşım araştırmacı yazar Adnan GÜLLÜ, TV program. Yapımcısı dostum İsmet NARİN’ ve ben Ali KAYA mevcut tarihi bulgular ışığında Zillilı-han Kalfa Çayırı ve Ağca Derbentle ilgili bir TV çekimi yaptık. Söz konusu çekim programı 1 yıl boyunca haftada 1 kez Elbistan yerel BEST. Tv. de yayınlandı. Çekim yaparken bu yerin. Özellikle Hilafet (İslam)orduları, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı’da önemli bir geçit noktasıolduğunu, Moğol ve Memlukordularının 1276 yılında burada savaştıklarını, keza Osmanlıda Maraş 1563 yy. tahrir kayıtlarında: Cilt 2 sayfa 511 de Zillihan’ da yaşayanlar Tacirlü cem atı olup çiftçilik yaparlar ve bur da alınan verginin bir kısmını Elbistan Kızılca Obada Alaüddevle Beg adına bir Vakıf ve okula yardım için kayıt bilgileri vardır. Anadolu Selçuklu, zamanında 1200- 1300 yy. da Anadolu’da birinci derecedeki güvenli ticaret yolların biriside, Devrin uluslar arası pazarı olan, Kayseri Yabunlu pazarından Elbistan üzerinden güneye giden yol güzergâhıdır. Bu yol üzerinde Zllihan, kervanların ihtiyaçların tahmin edildiği yeridir. Konu hakkında Atlas dergisinin Ocak 2011 sayısında yaptığı yayında Zilli hanı yerini 73 Numara ile han yerini belirtmiştir. Yani buranın önemli bir geçit ve konaklayan yolcuların ihtiyaçlarının tahmin edildiği bir yer olduğunu vurgulamaya çalıştık.

Ağcaşar Köyünün Tarihi
Ağcaşar Köyünün Tarihi

Zilli hanla ilgili önemli belge niteliği taşıyan, benim gördüğüm tanık olduğum kanıtlar var. Bu kanıtlar, Ali Küçük ile Av. Şürebbil Ketizmen’e ait bir mülkiyet içerisindedir. Bu kanıtlar Tahminen 1800 lü yılların başlarında yer değiştirmiştir. 1.ci kanıt Hanın ören yerinden 600 kg. tahıl alan bir adet küptür. Bu küp günümüze kadar Ağcaşar köyünde Ali Küçük’ün evindeydi. 2ci kanıt ise; Hanın yapı taşlarında çeşme, hamam, taşlar, oluklar ve taş kurnalarının bir kısmı bu gün Elbistan’ ın Ketizmen Köyünde Av. Şürebbil ketizmen’nın Ketizmen köyündeki evinin bahçesindir.) KalfaÇayırı mevkiinde dere boyu ve yöresinde çok eski küçük savaş ok uçları bulunur. Keza yöre yaşlılarla yaptığımız sözlü sohbetlerde Hanın 1900 yılların başına kadar Hanın duvarların sağlam olduğunu söylenir. Son zamanlarda hanın düzgün, nakışlı, işaretli, resimli ve köşe taşları halk tarafında tahrip edilmiştir.                                                                                                                                              

Osmanlı tarihi kayıtlarından yörede adı EkizHan olan bir yerleşim yeri varlığı söz konusudur.

Konu hakkında yazılanların tamamı ilgili kaynak ve belgelerden alınmıştır.

[pullquote]Ağcaşar Köyündeki Tarihi, Arkeolojik bulgulara gelince; Köyün yukarı kısmındaki tepede yığma bir höyük vardır. Bu höyük köye bakan tarafta rüzgâr alan yönde, bir Yel değirmeni yeri ve değirmen taşları bulunmaktadır. Höyüğün arka cephesindeki alt kısmında bol miktarda topraktan pişirilmiş çömlek parçaları çıkmaktadır. Büyük olasılıkla bu bölge yerleşim yeri halkının çömlek imalatı yaptığı alandır. Höyük çevresinde zaman, zaman Gümüş ve Bakır para bulunmaktadır. Höyükte dolgu için kullanılan malzemeler ise şöyledir; Yanmış kül tabakası, dolgu moloz taş, dolgu tabii kil toprak, Kıs ile örülmüş taş duvar kalıntıları görülmektedir.[/pullquote]

Köyün ören yerlerindeki eski yapılara bakalım; Tarla, bahçe ve zirai çalışma alanlarında 50–100. cm. arası derinlikten yapı temelleri çıkmaktadır. Bu yapı temelleri çok sağlam ve büyük yontma taşlarla yapılmıştır. Temellerdeki taş duvar örme şekli çok sağlam ve örü tekniklere uygun biçimde örülmüştür. Keza aşağı köyde bugün var olan okulun yeri ve çevresi eski yerleşim yeridir. Okulun yan tarafında bugün mülkiyeti köy sakinlerinden Hüseyin ÇELİK’E ait olan evin temel kazısı sırasında düzgün bir işçilikle döşenmiş mozaikli bir alan çıkmıştır. Temel yerinde çıkan bu mozaik motiflerinin diziliş şekli ve renklerinden çok eski olduğu anlaşılmaktadır. Zeugma motiflerin benzetmesidir. Keza köy sakinlerinden Hasan GÜNEY in günümüzde oturduğu evin duvarının içindeki yazmalı bir taştaRoma Latin harfleri ile yazılmış bir taş kitabe vardır.

Köyün yayla kısmında Kilise Yurdunda bugün kılsı, Taş bir ören harabesi vardır. Bölge halkı arasında burası Kilise olarak bilinir. Yapı şekline yer seçimine bakıldığında kilise olmadığı bir gözetleme yeri olduğu, bu gözetleme kulenin karşılığı Derbent deresinin batı cebesinde bir Gözetleme kule harabesi vardır. Gerçek kilise yeri ise söz konusu kilise harabesinin kuzey yönündeki derenin içindedir. Eski Çamaşırcılar (Kıncıcılar) çeşmesinin alt kısmındadır. Bugün halen bu yerde yapı harabeler kısmen mevcuttur. Bu anlamda buradaki kilise için yer seçimi derenin içi olduğu daha olasıdır.      Keza köyümüzün mezarlığında oldukça büyük eski mezar taşları var bu mevcut mezarların tamamı Müslüman mezarlarıdır.

Köyün İslamiyet öncesi mezarlık yeri ise bugünkü aşağı köyün doğu tarafında aşağı doğru inen daranın bati tarafından köy ortasına kadar olan alanı kaplamaktadır. Gerek köy içinde gerek yaylalardaki bazı su kaynaklarının (pınar ve çeşme) yerleşim yerlerine taşınabilmesi amacı ile yeraltı su kanallarının kalıntıları bulunmaktadır. Bu kanallar 40 cm. uzunluğunda, topraktan pişirilmiş küp boru (künk) malzemeler ile yapılmıştır. Bu işçilik ve malzemelerin hangi medeniyete ait olduğu bilmemektedir. Özellikle bu gün var olan okulun çevresindeki eski yerleşim yeri olan yerlerde eski yapıların üzerleri toprakla dolmuştur. Yapı yerleri görünmez durumdadır.

Söz konusu bulgulara yani Mozaik zeminli alan, Taş kitabe, Künklü suyolu ve Değirmen taşlarınabaktığımızda buraların önemli yerleşim yerleri olduğu anlaşılmaktadır.      

Osmanlı 1563 Tahrir kayıtlarında köye ait şu bilgiler mevcuttur: Maraş ili, Elbistan kazası,Nahiye-i Aynü’l-Arus, Köy Ağcaşehir, (Ağcaşar Köyü) Mezra Güllü Burun

(bu günkü Küllümezrası) ve Mezra Ekizhan. (Ekizhan Mezrasının günümüzde yeri neresi olduğu bilinmemektedir.) Bu kayıtlardaki önemli bilgiler sıra numarasına göre şöyledir. Maraş- Elbistan kazası- Aynul arus Nahiyesı. Ağcaşehir köyü Tahrir defteri cilt 2 sıra No 131 sayfa 587 588 de kayıtlı. Ağca Şehir köyü. Köyde duranlar ve oturanlar cemaat’i Namı (yani adları) Küşne ve Bayram Gazilü bu Şahıslar köyde ziraatle uğraşmaktadır. Köyün 2 mezrasıyla beraber toplam Erkek nüfusu ve alınan vergi listesi sonuçları aşağıda liste haline getirilmiştir.

Osmanlıca dili ve yazımı Günümüzde konuşulan dil

Nefer (Kayıtlı asker sayısı) 12
Çift (arazi) 4,5
Bennak
(toprağı olmayan) 3
Mücerredan (Asker çağına gelmiş bekârlar) 4
Hasıl hariç ağnam (geçici olarak köyde kalanlarda alınan vergi.) 4.600
Hınta keyl 329 kıymet (buğdaydan alınan vergi) 2.634
Şa’ir keyl 250 kıymet (arpada alınan vergi.) 1.500
Resm-i çift ve dönüm (arazı vergisi) 275
Resm-i bennak (topraksız) 42
Resm-i mücerredan (bekar sayısı) 24
Resm-i tapu ve deştbani (Devlet arazisin da alınan vergi) 25
Resm-i duhan (tütün) 15
Resm-i yatak (resmi evli olan aile reisi) 10
Resm-i yava 15
Resm-i arüsiyye (bir vergi türü) 30
Bad-i hava 60 nısf (hava vergisi) 30
Adet-i ağnam hass (küçükbaş hayvan vergisi)
Mezra-i Güllü Burun Halkı ziraat eder
Hasıl (toplam) (alınan vergi) 1.118
Hınta keyl 81 kımet (buğday) 650
Şa’ir keyl 59 kı et ym (arpa) 353
Resm-i dönüm (arazı miktarı ) 100
Resm-i tapu ve deştbani (devlet arazisinde alınan vergi) 15
Mezra-i Ekiz Han
Hasıl (toplam)(alınan vergi.) 1.500
Hınta keyl 112.5 kıymet (buğday) 900
Şa’ir keyl 76.5 kıymet (arpa) 459
Resm-i dönüm (arazi miktarı) 100
Resm-i tapu ve deştbani (Devlet arazisinde alınan vergi) 41

Yukarıda belirtilen liste köydeki reşit olan erkek nüfus sayısını, Askerde olanlar ve Askerlik çağına gelmiş erkekler sayısını belirten sonuçlardır. Ayrıca köyde alınan vergi ve yapılan vergi beyan sonuçlarıdır.

Köydeki höyükle ilgili yöredeki benzerlikler, Elbistan yöresinde 21 höyükte kazı çalışma raporları hakkında şu bilgiler vardır: Arkeolog Prof. Tahsin ÖZGÜÇ, Prof. Dr. Nimet ÖZGÜÇ ve ekibinin 1946–1947 yıllarında Elbistan yöresindeki höyüklerde yapılan kazı ve incelemelerde yörede yazılı tarih öncesi ve sonrası dönemlerine ilişkin birçok bulguya rastlanmıştır. Söz konusu ekiplerin Elbistan’ının Kara höyük Köyündeki Höyükte çıkardıkları çok önemli taş kitabelerin bir kısmı bugün Ankara Etnografya Müzesi Etimoloji Bölümünde sergilenmektedir. (Tespit edilen bulgular içinde önemli bir Hitit kitabesi vardır.) Ayrıca, Prof. Dr. Kılıç KÖKTEN başkanlığında 1958–1959 yıllarında yörede yapılan arkeolojik kazılarda yöre höyüklerinin ön Hitit ve Hitit Dönemine ait olduğu ve bazı Höyüklerin 4000- 5000 yıllık olduğu rapor edilmiştir. Köyümüzdeki Höyüğün yapısı ve kullanılan malzeme itibari ile, yukarda adı geçen Arkeolojik kazı çalışması yapılan Höyüklerle benzer özellikler taşımaktadırlar.

Yörenin Tarihi Krolonojisin’de mevcut bulgulara göre; yörede şu medeniyetler yaşamıştır:Sümerler, Ön Hitit, Hitit, AsurKommagene, Lidya, Luviler, Frigya, Medler, PerslerYunan, Roma, Bizans, Samaniler, Selçuk, Danişmendi ve Osmanlı.

Yörede DepremlerOr. Prof. Mükrimin Halli Yınanç Elbistan tarihi adlı araştırmasında Miladi 1114 yılında yörede büyük bir deprem olur yöre harabeye döner bu depremle tarihi yapıların çoğunluğu yıkılır yöre bir daha eski ihtişamını bulamaz. Önemli ikinci bir deprem ise merkez üssü Zeytin kasabası 1544 yılında meydana gelir.

Yöredeki isyanlar ve savaşlar Pagan İnancı ile Tek Tanrılı İneç Çatışmaları, (Konsiller dönemi) Müslüman ile Hıristiyan çatışmaları ve savaşları, Selçuklular döneminde, Beyliklerdöneminde, Osmanlıda yörenin isyanlarında çok harap olduğu, yerleşim yerlerin yakıldığı yıkıldığı anlaşılmaktadır. Son olarak da Osmanlı İmparatorluğu döneminde çıkan başkaldırılar ve isyanlarda köy ve yöre virane olmuştur.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde yörede olan isyanlar. 1522 tarihinde Osmanlı Dulkadiroğlu beyliği savaşı, 1526 tarihinde Kalender ÇELEBİ isyanı, 1578 de 2ci Şah İsmail veya sahte şah İsmail adında olan bu kişi Şam-Bayat- boyu veya Şamlu Çepni boyu da olan bu kişi öncülüğünde yörede büyük bir isyan yapılır. Şöyle ki Etrafına 30 bin kışı toplar iki yıllık isyandan sonra.7/ Temmuz 1578 tarihinde Elbistan’ın Aslantaş ve Sultan korusu mevkilerinde savaş olur. Sonuç:2 Şah İsmail Osmanlı kuvvetlerine yenik düşer. 1598- 1599 tarihinde Kara YAZICİ isyanı. Hemen akabinde, Meymun Davutoğolları, Köse ŞEREF ve taraftarları. Özellikle de büyük zayiatı ise, 1608tarihinde Müsellim Kalender oğlu isyanı. Bu isyan dönemin Sadrazamı Kuyucu Murat Paşatarafında bastırılır. Savaş sonrası savaştan kurtulanlar da başka yerlere sürgün edilirler. 1608 tarihinden sonra idari boşluk oluşur ve yörede. Tacizler olur, küçük çeteleşme gurupları oluşur. Bu olumsuzluklar sonucu yöre yerleşim yerleri çoğunlukla yıkılıp yakılmıştır. Az zarar görenler de idari istikrarsızlıktan dolayı daha güvenli gördükleri yerlere göç ederler, yörenin kırsal yerleşim yerleri boşalır veya boşaltılır.

Ağcaşar Köyünün Tarihi
Ağcaşar Köyünün Tarihi

Keza tarihi araştırmacı yazar Adnan GÜLLÜ Elbistan tarihi adlı kitabında (sayfa 159) bu olaylardan bahsetmiştir. 1500-1700 yıllar arası Maraş ve Elbistan Yöresi karışıklık ve isyanlar dönemidir. Bu karışıklıklar sonucu Elbistan yöresinde birçok yerleşim yeri yıkılmış yakılmış ve haritadan silinmiştir. Bir kısım halk başka yerlere sürülmüştür. Bir kısım halk yerini yurdunu terk ederek başka daha güvenli yerlere göç ederek giderler. Bu sebepledir ki Osmanlı idaresi burayla ilgili bir kanunu çıkartır.(Hattı hümayun top kapı sarayı) kanunu içeriği Şöyle ki 1740 – 1767 tarihlerde tebliğ edilen kanunda Maraş Elbistan yöresinde yerlerini yurtlarını terk edenler tekrar yerlerine yurtlarına dönsünler diye ferman olunur. Ancak gidenler söz konusu fermana uymazlar yerlerine geri dönmezler. Bu veriler ışığında 1563 tahrir kayıt kayıtlara baktığımızda 1563 yılında köyde ve yörede, oldukça kalabalık bir nüfus görünüyor. 1700 yy başlarına baktığımızda. Ağcaşar Köyünün yeri boş olduğu yâ da az bir insanın yaşadığı büyük olasıdır. Zaten bugün bu köyde yaşayanlarla ilgili resmi kayıtlardan 1700 yy. öncesi bu köyde yaşadıklarına dâhil bir kaynak yok. Bu gün köyde yaşayanlar 1700 yy. başlarında buraya Harput civarından geldikleri bilinmektedir.

1563 deki tahrir kayıtlarında Ağcaşar köyünde ve yörede sık görülen Bayram gazilü ve ya (Bayram gazi) isimler var bu isimlere dikkatle incelendiğinde Ağcaşar köyünde 1700 lerden önce yaşayanlar bayram gazilu topluluğu oldukları olasıdır. Bayram gazilü ler kimlerdir şamlu veya şambayat türkmen boyudur. 1578 – 1579 de yörede Osmanlıya karşı isyan yapan İkinci Şah İsmail de Şambayat yâda Şamlu, Türkmen, Aşiret oymağındadır.

Ağcaşar köyünde günümüzde yaşayan ve ikame edenler Sinemilli Aşiretinin mensuplarıdır. Sultan sine millin Mezarı Elazığ/Keban/ piran eski adı Közk köyündadir. söylencede 4 oğlu var 1- Haydar, 2- Nadar, 3- Kalender, 4- Şığraş Mahmut (Azizanlar.) Haydar veya Şems. Şems Haydarın oğlumudur. Yazılı kaynak yoktur. Şems’in devamı olan topluluk 4 oğullu mu veya 4 Obamı, Söylencede 4 ismin devamı şunlardır. 1 Komazan, 2 Kamar 3 Şahveli. 4 Veysık. Tekrar edersek bunlar Obamı yok kardeş mi bizler bilmiyoruz. Elimizde yazılı kaynakta yoktur.

Şah Veliler hakkında günümüze 5 oğul veya 5 Oba devamı olarak söylencede mevcudiyeti vardır. Büyüklerimiz söylencesinde Şah veli Topluluğundan olanların devamının isimleri şöyledir. 1. Molla Ali oğlu Molla Hasanlar, 2- Şavsanlar, 3- Elif Uşağı, 4- Durdular,  5 Köse Uşağı ve Soranlar. Söylencede öğrendiklerimiz bunlardır.                                                                                                                            Günümüzde köyde ikame eden var olan kabilelerde şunlardır. Molla Hasanlar, Durdular, Şavsanlar, Vaysıklar, Elif UşağıKamaranlar, Soranlar, Komazanlar.      Bu gün köyde soyadı Zayıf, Özen, Yalçın ve Sevinç olanlar takriben 1800 yy. Başında eski Besni Şehrinde bir hane olarak köye yerleşmiştir. Keza takriben 1870 de Kalender Aşiretinde Gücük Köyünde bir hane gelip Küllü Mezrasına yerleşen Yüksekler (Hası Erav) ailesidir.  Keza 1915 yy. Rus – Erzincan’ı işkâlından Erzincan’ın Tercan ilçesinden Lolan Aşiretine mensup soyadı Solak (Namları Muhacir) olan bir aile köye yerleşmişlerdir. Keza takrıben 1890 da Elbistan merkezden gelip köye yelleşen Hacı Mehmet Terki vatanlar ailesi vardır.

Yazılı kaynaklarda Sinemilli Adları: Sinemenli, Sinemenlü, Sinamenli, Sinamenlisinemenlli, Sinemellü, Sinemilli,Sinemillü.

Yazılı kaynaklarda Sinemilliler kimdirler?  

Sinemilliler, Hile doğumlu Kürt Abul VEFAKara Pir Bat soy şeceresinde   5,6 nıcı kuşakta torunu olduğu.Nejat BİRDOĞAN Alevi ocakları.      Önemli bir belgede 1530 tarih bu belge Padişah 3 Ahmet tarafında verilmiştir içeriği şöyle ki Harput kadısına. Sinemilli tekkesinden fazladan alınan verginin tekkeye geri iadesi.

Gazi üniversite Türk kültürü Araştırma Dergisi, sayı 30- 35. Sinemilliler Harput yöresi Şığ Hasanlı, topluğuna tabidir. Prof. Alemdar YALÇIN

Başka bir kaynak Osmanlı ordusunda görevli Alman Feldmeraşal Motke Türkîyede mektuplar adlı kitabında 1838 de Maraş yöresi için yazdığı mektupta Maraş ve yöresinde yaşayan Sine milli Aşireti Alevi olup kırmanco, Kürtçe konuşurlar ama soy olarak Türkmen oldukların beyan der. Devamında Sinemilli Aşireti, Atma Aşireti ve kılıçlı Aşireti üç Aşiretin mensupları toplam Devlete yıllık 20 bin Hollanda parası vergi verdikleri, Padişaha 400 Atlı Süvari destekleri olduğunu ve Rişvan Federesi yona tabi olup RAKKA topluluğu olduğunu yazmaktadır.

Osmanlı 1713 tarihli doğu aşiretler iskân kayıtlarında sine milliler topluluğu Rişvan Federe sonunatabi olan Rakka cemaat olduğu. Yaz. Mahmut RİŞVANOĞLU (doğu Aşiretleri ve emperyalizm.)

Şahsi kanaatım Maraş ve Elbistan YöresindekSinemilliler büyük olasılık mevcut olan verilere göre konar ve göçer topluklar için. Osmanlı 1686 – 1687’ de çıkarılan zorunlu sabit iskân kanunundan ve iskâna uymayanlar için tekrar 1691 fermanla ve tekrar 1713 çıkarılan doğu aşiretler iskân kanunundan sonra buraya sabit yerleştikleri büyük olasıdır. Osmanlıda 1530 tarihli defteri hakanı deki yer ve cemaat kayıtlara göre Sine milliler Harput yöresinde Şıhğ Hasanlı konfederasyon içinde bir topluluk olduğu beyan etmektedir.

(Osmanlıda 1518 yy Harput tahrir kayıtlarda mevcut olan yer isimleri kayıtlarında şu bilgiler var sıra no 81 Harput Nahiyesi, Şemsi köyü, Şemsi viran ve sovucak mezrası. 1523 yy tahrir deki kayıta sıra no 45 Harput Ulubat Nahiyesi, şemsi köyü. 1563 yy tahriri de Harput da Zaviyeyi Piranlı köyü bu yer isimleri Sine millilerle ilgilidir.    (Kaynak Mehmet Ali Ünal Harput tahriri 1989 Ankara.)  Osmanlı tahrir Kayılarında 1680 yy. önce Sine millilerle ilgili Maraş- Elbistan yöresinde olduklarına dair yazılı bir belge ve ibare bulunmamaktadır.)

Günümüzdekiler söz konusu yelere ne zaman yerleşmişler ? var olan verilere göre 1600 sonlarında Soğucak ve Köseyahya köylerine yerleşirler kısa bir zaman sonrada

Ağcaşar Köyünün Tarihi
Ağcaşar Köyünün Tarihi

Ağcaşara yerleşirler. Ağcaşada ilk yerleşim yeri yukarı köy ve Sultan kuyusudur. Söylencede 1850 larde bir kısmı şimdiki yerleşim yeri olan aşağıya yerleşirler Aşağı köyde ilk kez ev yapan şahıslar şunlardır. (DURDU dır. bu gün Soyadı KILINÇ ve DUR olanların dedesidir.)  Ve (GAVIR YUSUF dır. Bu gün Soyadı Sığın ve Kamer olanların dedesidir.) 1850 den yukarı köyde başka yerlere göç başlar örneği Zerdekeş, Zillihan, Hanciplak, Karaçar Küllüye,  Kayseri, Sivas Adana/ Ceyhan/ Kızıldere köyüne göçenlerde vardırlar.

Köyde günümüzde yer ve mevki isimleri. Batı cebesinde Zllihan, harabeleri kervan yolu, günümüzdeki Elbistan Kapı dere Asfaltı, Zillihan Köyü, Derbent, Koyun yolu Deresi, Karaburun mevkii ve Küllü Mezrası. Kuzeyde Selbısan, Ağıl Deresi, İncik Mağarası, Kodaman, Mehmet Kuyusu, Koko kuyusu, İğde Pınarı ve Sultan Kuyusu. Doğuda Ujluk mevkii, Kör Dere, Kör Pınar, Kuru Kandil, Yayla Göç yolu Bahçecik yurdu ve Göy yokuş. Güneyi cebesi Nurhak dağı yaylakYurtluklar. Yurtlukların ismleri Göllunç yurdu, Gürolluk, Hasan Haydar Sulağı, Kilise, Canbaz, Haymalı Söğüt, Şems Yurdu, Kevenli Sulak, Mil Ali Kuyusu, Köse Gediği, Yukarı Şavat, Aşağı Şavet, Yukarı Ustukur, Aşağı Ustukur, Karadede, Çayırlı Yurt, Delikli Taş Yurdu, Çimen Tepesi, kulbağlı, Sorkun ve Koca göl Yurdu.

Köyün İnanç yapısı Alevi Dede gâh ocak geleneğidir. Köyün tamamı ŞığraşSinemilli ve AğuçanDedeler süreğinden gelmektedir.

Köydeki Ziyaret yerleri kutsal mekânlar ve Adları. Köyün orta yerinde Çavirbi Ziyareti(Dişbudak Ağacı) bu ağaç oldukça yaşlı köyün yaşlıları büyüklerinden duyduklarına bakılırsa bu ağacın yaşı bilmiyor bu ağacı kutsal sayarlar ağacın kuruyan dallarını ve odununu yakmazlar. Köyün kuzey batısında Koko kuyusu gediğin Ziyareti, Kuzey cephesinde Isırgan gediğin Ziyareti, Cambaz Ziyareti,Kara dede Ziyareti, Yukarı Şavat Ziyareti, Delikli Taş Ziyareti ve Koca göl Ziyareti. Köyü sınırlar içderisindeki beli başlı ziyaretler bunlardır. Köyde türbe yatır yani kutsal mekânlar yoktur.

 

Köyde hasta ve ocak inanışı.  Hastalıklarıtedavi etme ve Ocak geleneği ocaklardan şifa ve çare arama, söz konusu Ocaklarda hastalıklara çare bulma ve umutsuzluğa umut bulma anlamında gidilir çoğunlukla söz konusu olan ocak evinde bir gece yatılır.  

Ayrıca Yılan, Akrep, kene ve benzeri zararlı haşereleri kovma ve yok etme geleneği (Asumlama.)    SARILIK HASTALIĞI için Ocak evi İbrahim TAŞ(Şöhretleri Şıbıl İbrahim dır.)

ASUM, (ASUMLAMAOcağı. Ocak ailesi Zincirkıran (Alakut) bu ocakta yanmış Ateşten artan bir miktar Kül ve Tuz alınır evin yaşlı bireyi Kule ve Tuz karışımına tükürerek bu karışıma suda katılarak. Yılan, Akrep ve haşereler vs. Olabileceği yerlere serpilir.

RUHSAL BOZUKLUĞU için Ocak. ailesi İncikler sülalesinden Hüseyin YURTSEVER (İncik Hüseyin) bu ocak genel anlamda ruhsal, bozukluğu, uykusuzluk, uykuda terleme, mızmızlana huzursuz olan, sıfır on iki yaş gurubu çocuklar için gidilir.

ROMATİZMA halk arasında yel Ocağı. Mustafa SoranAhmet Soran (Masti Hasikke.) Bu Ocak genel anlamda Romatizma ağrıları için gidilir. Halk arasında yel ağrısı söylenir.

GÖBEK SU bağlama göbek ağrıları için OcakMehmet Sönmez (Mami Usukke) Göbek düşme, Göbek su bağlam, göbek şişme ve göbek ağrıları tedavi etmek için gidilir.

HAŞARELER ilaçlama içinde İncikler Sülalesinden Büyük İncik Hasan yapardı.  BELFITIĞI ve Bel ağrılarını tedavisi için Ali ÇEVİER (Allakıt Ali) Bel ağrıları, Bel kayması, Bel tutulması vs. gibi hasalıklar.

Köyün yemek kültürü bu yazılan yemek isimleri ve çeşitleri 1950 öncesinde yapılan yemekler içindir. Konargöçer toplum olduğu için genel olarak Nişasta (Hamur) ve Hayvansal ürünler ağırlıklıdır. 1950 öncesi ürün satın almak pek olası değildi toplum üretemediği ürünleri çoğunlukla takas yolu ile temin ederdi.      HAMURLI:yemek çeşitleri İçli Saç kömbesi, içsiz kül Kömbesi, Yağlı teşt kömbesi, Yol veya Yolcu Çöreği, Katmer çeşitleri, Bazlama çeşitleri ve Dürüm çeşitleri.

ÇORBA: çeşitleri Borani çorbası, Bulgur Mercimek karışımı çorbası, Erişte çorbası, Tahranı çorbası, Düğürcük çorbası, Ayranlı çorba, Dövme çorbası, Çurtan çorbası, Toğa çorbası ve Zepzeli (malğude) çorbası.

PİLAV: çeşitleri Bulgur pilavı Dövme pilavı, Çoban aşı pilavı, Et’li Pilav, ( Dangoşt) ve Mercimek bulgur karışımı pilavı.

ETLI: sulu: yemekler. Patates sulusu, Kuru fasulye, sulusu Nohut sulusu, Taze fasulye, Et haşlama, Vs.

Et: Izgara, kavurma çeşitleri, kurutulmuş et, (Durma) ve saç kavurma.

KÖFTE: çeşitleri içli köfte, Küçük ekşili köfte, (loğuk) Sıcak kıyma ve Soğuk kıyma (kısır.)

TATLI: Yemekler Puşuruk, Rıttı, Un Helvası, Haside, Gelmerun, Üzüm kavurması, Tut Kavurması ve Pastık kavurması. Tatlı yemekler Şekerin olmadığı zaman’da tamamı Pekmezle yapılırdı.

SÜT: Ürünleri Kaymak, Yağ, Kuru Çökelek Yumuşak Çökelek (Dümast,) Salamura Peynir yoğurt, Çürtan (Kurutulmuş Süzme) ve Süzme (suyu alınmış Ayran.)

 

Köyün El sanatların durumu, Fabrikasyon Sanayin olmadığı zamanında ki ihtiyaçları olan birçok ürünü kendileri üretmişler. KilimYastık, Keçe, Yün çul (palas) Çadır, Çuval Hurç, Heybe, Çarık (Ayakabı.) Renkli nakış modeller Zilli ve El seçme, adlı modelle ağırlıklıdır. Yapılan işçilik ve kalite bakımında yörenin en kaliteli ürünleri yapılırdı. Yün iplikten yapılan kumaşlar şunlardır. yün Çeket, yünŞalvar, yün Çorap, yün Kazak, yün Eldiven. Bunlar yapılırken hazırlanan yün çok seçici olmalı iplikler hazırlanırken boncuktan geçirilerek hazırlana yün iplikler en iyi olanıdır.

Köydeki Kültürel faaliyetler, Düğünlerde oynana oyunlar. Tuna Oyunu, Güreş Tutma oyunu, Yarışlar Düzenlemek, Üçayak halayı, Çeçen kızı oyunu, Manili üçayak (Halayda mani Dizme veya Anonimleşmiş, Mani ve Türkü söylemek, Tiyatro benzeri oyunlar yapmak, Sinsin oyunu Kartal oyunu, Malatya halayı havası, Üç Taş, Çelik Çomak, Güjo (Isıtılmış yuvarlak) taş, Kör Ebe, Hareket Kesme, Çizik Geçme, Tek ayakla sek seke, vs.

Köyün günümüzdeki sos yoekonomik durumu 1950 yıllar öncesi ana ekonomisi Hayvancılık ve kıraç tarım idi. köy kırsal da olduğu için köyde 1950 yıllardan sonra çevre illere göç başlamıştır köyden göçün daha çokça batı İllere olmuştur, 1980 yıllardan sonra yurt dışına göç başlamıştır. ÖnceAvrupa Ülkelerine Akabinde Avustralya, Amerika, Kanada ve Dünyanın birçok yerine dağılmışlar Köyde 1970 yılarında 200 hane iken bu gün 70 hane mevcut oturanlarda 60 yaş gurubun üstünde olan insanlardır. Yurt içinde yaşayanların 1980 kuşağı sonrası oldukça eğitime önem vermişler 1980 kuşağında sonrakilerde oldukça Üniversite mezunu var hemen, hemen her meslek gurubunda üniversite mezunu gençler vardır.

Okuyuculardan konuyla ilgili bilgisi belgesi olan dostlar. Var olan bu bilgilerini yazışma yolu ile veya telefonla bizlerle bilgilerini paylaşmalarını rica ediyorum.

Konuyla ilgili eksiklerimden dolayı siz okuyuculardan özür diliyorum. Herkese iyi yarınlar barışın ve sağlığın egemen olduğu mutlu günler dilerim.

İletişim AdresleriMail: ali–[email protected]   Cep 05.426.443.150.    Büro: 0344 4139965

Hazırlayan: ALİ KAYA HÜSEYİN OĞLU 1950 Ağcaşar köyü doğumlu Elbistan da oturur.

KAYNAKLAR:

  1. Eğit. Yaz. Os. Necati ERGİNÖZ.     Elbistan Anıları ve Eğitimde 60 yıl.
  2. Or. Prof. M. Halil YINANÇ:             Elbistan tarihi.
  3. Eğitimci yazar Arif BİLGİN:            Elbistan tarihi.
  4. Eğitimci yazar Adnan GÜLLÜ:       Elbistan tarihi..                                                                                   Prof. Rafet YİNANÇ:                                Kahramanmaraş 1563 Tahrir kayıt Ankara
  5. Doç. Mesut ELİBOL:                           Kahramanmaraş 1563 Tahrir kayıt Ankara.                        Prof. Tahsin ÖZGÜÇ:                       Elbistan ve yöre Höyük raporları.
  6. Prof. Dr. Kılıç KÖKTEN:                   Elbistan Höyüklerin Arkeolojik kazı ve Höyük rapor.
  7. Yazar. Ali AKSÜT:                                Sözlü kaynak kişi.
  8. Yazar. Hamza AKSÜT:                        Türkiye, İran, Irak, Suriye, Bulgaristan, Alevileri. Yurt yayınları 2009-
  9. Ali Tayyar Önder:                                 Türkiye nın Etnik yapısı
  10. Cevdet TÜRKAY.                                Osmanlıda Cem atlar Aşiret ve Oymaklar, say. 675Ankara.
  11. Nejat BİRDOĞAN.                              Anadolu Aşiretleri. Ank. 1979
  12. Prof. Alemdar YALÇIN:                   Gazi Üniv. Türk Kültürü. Arş. Der. Sayı 30- 34. Ank.
  13. Prof. Ahmet Yaşar OCAK:               Babailer isyanı. 1998 Dergâh yayınları cilt 2
  14. Dr. Mahmut RİŞVENOĞLU:         Doğu Aşiretleri ve Emperyalizm.
  15. Dr. Ayfer Kara kaya:                          Harvard Üniver. Tez çalışması. Sine milli Aşireti ve Sine milli Ocağı için alan çalışması. Kırkbudak dergi sayı 6 İstanbul.
  16. M. Ali Ünal                                             Harput tahriri 1513–1525. Ankara 1989.
  17. Bilge UMAR:                                         Türkiye’deki Tarihsel adlar. İnkılâp yayın 2 bas. Sayfa 36
  18. Erdoğan ÇİNAR:                                Luviler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir